10 Aralık 2014 Çarşamba

anahtarlık boyama

     Merhaba;
         Ayrı eve çıkacağımız belli olduktan sonra herşeyi içime sindirerek almalıyım dedim o yüzden çoğu eşyamı yavaş yavaş alayım derken kimi eksiklerim taşındıktan sonra da devam etti. Anahtarlığım klasik herkesin evinde olan bir şey olmasın istedim.
          İki üç ay önce euroflora'ya gittiğimizde beyaza boyanmış ahşap bir anahtarlık almıştım ben bunu boyarım düşüncesiyle.. Antrede halılarım kahve tonlarında öyle olunca sütlü kahve toz pembe olsun istiyordum. İstediğim renkleri de uzunca bir süre sonra aldıktan sonra bir uzunca süre boyunca da vestiyerimin üzerinde süs olarak kullandım bu boyaları:-)
        Bugün kızım öğle uykusuna yattıktan sonra aklıma geldi ve bir çırpıda boyadım süsledim kendi çapımda yorumlar sizde....

6 Aralık 2014 Cumartesi

hediyeleşme :-)

 sevgili ebruli günler yılbaşı için çekiliş düzenliyormuş. sizde katılmak isterseniz tıktık........

21 Kasım 2014 Cuma

yeni bir merhaba

    Merhaba bloğum, özledim ben seni, sana yazmayı... Sana yazmadığım bu sürede çok şey yaptım seninle paylaşmayı istediğim. Mesela turşu kurdum biz baya beğendik seninle de özel bir yazıda paylaşayım istiyorum. Sonra vizeleri atlattım şükür notlarım nasıl gelir hiç bir fikrim yok aslında. Okula gitmememin bana çok eksisi olur sanıyordum ama aslında hocalarım da en az benim kadar devamsızlık yapıyormuş:-)
     Ve don iki yazımda bahsettiğim sorunumuzu da çözüme kavuşturduk. Ama bu paragrafı okumaya devam etmeden önce kesinlikle nazar ışınlarınızı kapatıyorsunuz çünkü çok hassas bir konudan bahsedeceğim:-) Şaka bir yana kızımın ve dolayısıyla bizim uyku düzenimizden bahsediyorum. Sanırım uyku rutu oluşturduk yani tam olarak nasıl çözdüğümüzü anlayamadığı  kadar çok şey denedik ama sonucumuz şöyle akşam yatma vakti gelince -ki bunun belli bir saati yok onbiri geçmiyor ama sekizden sonra ne zaman uykusu gelirse- önce elimiz yüzümüz yıkanıyor bezimiz değişiyor pijamamızı giyiyoruz evdeki tüm ışıklar kapanıyor kızımın odasına girip tulumunu giydiriyoruz bizim tabirimizle ayıcığı kızımın tabiriyle ''aycı''yı kucağına alıyor babasının ayağına yatıyor ve bana güle güle diyor ben çıkıyorum babası da beş ile onbeş dakika arasında uyutup çıkıyor sabaha kadar uyuyor ya da bir defa uyanıyor yani sanırım biz bu işi kıvırdık.
     Bu arada 'aycı' mızdan da bahsedeyim onu Rossmann dan almıştık biz Rossmann a bayılırız eşimle. Doğum sancıları çekerken bile her yerini ince ince gezmişliğim vardır. Oranın oyuncaklarını da çok severim ve yaşı geldikçe aldım kızıma. Bu aycı'nın da alttan çekilince hoş bir uyku müziği çalıyordu ve kızım hiç ama hiç beğenmemişti. Beğenmek şöyle dursun yüzüne bile bakmıyordu ama bu uyku meseleleri ortaya çıkınca aycı bizim uyku arkadaşımız oldu çıktı. Böyle işte blogcum bu da bizim uyku hikayemiz.
    Bu arada blogla ilgili sıkıntılı bir durum var yani tabletle de ilgili olabilir blogda takip ettiklerimin paylaştıklarını gördüğüm o ana sayfa varya işte o sayfada bir türlü aşağıya kayamıyorum bilgisayardan baksam düzgündür muhtemelen ama tabletten olunca sorun oluyor falan filan işte...
    Ayrıca telefonum da baya sıkıntılı kendi kendine hareket edip duruyor. Ondan fırsat bulursam ben de arada arkadaşlarıma mesaj atıp arama yapıyorum ama yine de bana hiç fırsat vermeyip kendi kedine hareket eden bir telefonum var.
    Bu kadar değil tabii ki ama şimdilik veda vakti....

10 Ekim 2014 Cuma

çekiliş. ....

    Uzun suredir bloga bir şey yazmaya fırsat bulamadım ama artık daha sık yazıcam diye söz vereyim....
     Ve pembe kreasyon da bir blog tasarım çekilişi varmış. Kendisini zaten uzun süredir takip ediyordum. Aslında ben daha önce bir tasarım çekilişine katılmıştım ve kazanmıştım bir süre maillestik sonra ne oldu bilmiyorum. Sansimi yeniden deneyim istedim sizde katilmak isterseniz buraya tık tık

25 Eylül 2014 Perşembe

uyumayan çocuk nasıl olur

    Ey okuyucu bu yaziyi özellikle yazıyorum ki dünkü yazıma bakıp aa birde çocuk uyumuyor diyor ayol yatırtmıyormuş ki deme diye..
    Öncelikle dün bloguma yazımı girdiğim sıralarda eşim hihaho çocuk uyudu gece benim diyerek yataktan kalktı ben de onu sıkı sıkı tenbihledim. Televizyon açma, açarsan da sesini kıs falan diye Allah için eşim sözümü dinler. Tabi ki gidip tv açmadı, onun yerine tv den daha yakın olan pc yi açtı ve dizi izlemeye başladı, ben çocuğu sallıyorum uyanmasin diye o izliyor da izliyor sonunda dayanamadım kalktım vay efendim sen ne yapıyorsun demeye, demeye dedim de kız da uyandı sonra yeniden bir uyutma girişimi ama uyumayan bir çocuk,  üçü gördüm o uyusun diye beklerken uyumuşum sabahın erkeninde de ayaklandık. Yani anlayacağınız berbat bir gece geçirdim. Olsun bugun yine ayni taktikle sadece biraz daha geç geçtik yatak odamıza onu çeyrek geçe falan buçuga kadar mutlu mesut oynadık sonra hadi yat, niye yatmiyosun, nerde hata yapiyoruz, her cocuk mu boyle, kızım çekme saçımı, doktora gidecem, ısırma yeter, bağırma çocuğa, git git sensiz de uyuturumla biten bir bucuk saatin ardından tum organlarım iflas kararı alıyordu ki on ikide kızım uyudu...
    Yıldım mı yılmadım ey okuyucu o çocuk dokuz dokuz buçukta uyuyacak ama nasıl bilmiyorum eger ki biliyorsan ben denemeye hazırım.
   Ha unutmadan uykusuz anneler kulübü diye bir yere katıldım ama oradaki annelerin dertleri uyuduktan sonra gece üç beş yedi onyedi defa uyanan çocukları hepsine deliksiz geceler diliyorum ama Allah aşkına ben ne yapayım çocuğun uyuma saati iki buçuk uyanma sekiz dokuz arada kalan tüm gece boyunca da yarı uyanık hâlde emen ya da sallanan bir çocukla geçiriyorum geceyi. Gündüz uykusu mu o zaten bir saat ben şöyle iki bloga bakarken bitiyor....

23 Eylül 2014 Salı

naneli limonata

    Evet şaşırdınız biliyorum, soruyorsunuz kendinize bu kızın onikiden önce post girdiği görülmemiş hayırdır diye...Vallahi bende şaşkınım. Aylardir iki buçukta uyuyan kızımı an itibariyle uyutmuş bulunmaktayız. Saat 10:05 ve uyudu... Nasıl mı şöyle ki sabah onbire kadar yatmasına izin vermedim. öğlen üç buçukta zor da olsa uyuttum ve sürekli bugün dokuz buçukta yatacağız diye hatırlattım, dokuz buçukta mamasını yedirdik ve tv, pc ışık ne varsa kapattık biraz yatakta oynadık, hadi yatiyoruz dediğimde itiraz etmeden yattı ayağımda salladım tabi önce babaya yanımıza yatırdık ki uyku saati olduğuna ikna olsun 5 dakika içinde uyudu hâlâ ayağımdan bırakmaya korkuyorum ama olsun bayrama kadar böyle uyusun gidelim gelelim bayramdan sonra da yeniden odasına alışsın sonra ayağı da bırakırım.
   Neyse gelelim asıl konumuza evet limonata yaptım aslında iki defa ama biri fotoğraflanma fırsatı bulamadan hediye olarak gitti. Ikincisini aslinda limonlar kolay rendeleniyormuş diye dondurup yaptım ama dondurunca limonu sıkamıyoruz mecbur rondodan geçiyor ve limonu  o beyaz yerleri limonatayı acıtıyor. Neymiş rengi daha sari oluyormuş ben içine çay kaşığının ucuyla zerdecal attım sapsarı oldu.
    Gelelim nasıl yaptığıma efendim limonların kabuklarını rendeliyoruz ki kaç tane olduğu farketmez ve ben rende yapmayı hiç sevmem ve limonatayı akşam yaparım ki eşim rendelesin o kabukları. Kabuklar rendelenince biraz şeker biraz zerdecal ve ince kıyılmış naneyle iyice yoguruyoruz o arada limonlarda sıkılıyor ve bu karışıma ekleniyor üzerine de soğuk su ekliyoruz ki su özellikle soğuk olsun ki nanenin mentolu ortaya çıksın sonra tadina bakarak şeker su dengesi sağlanır. Ve tulbentten geçirilir, şimdi ben süzgeçten geçiririm diyen arkadaş olmuyor illa tulbent olacak.
     Önceden ben bu tulbent olayına uyuz olur hayatta yapmam ben öyle uğraştırıcı şeyler derdim olmuyormuş efendim onun ille de tulbent olması gerekiyormuş.
   Lafı baya uzattım buraya kadar okuyup tarifi alan arkadaşım mutlaka dene pişman olmazsın, beğenirsen gel yorum yap, beğenmez isen yine gel yorum yap, ve kızım için bir fikri olan senin önerini de denemeye hazırım:-)


21 Eylül 2014 Pazar

güneş ülkesinden gelen hediyelerim

    Uzun zamandır niyetlendigim postum şimdi karşınızda. ..
    Hepinizin bildiği üzere morlu mutfak bir hediye etkinliği düzenlemişti. Ve biz güneş ülkesinden ile eşleşmiştik. Hediyelerim geleli bir hafta falan oldu ama ben fotoğraflarını ancak ayarlayabildim. Gelelim hediyelerime:
 

ve hediyelerini o kadar güzel notlarla göndermiş ki açıkçası ben çok mahcup oldum. Bir şal göndermiş ki böyle sıcacık sarıp sarmalıyor...
O kadar tatlı kalemler göndermiş ki ben onları kullanmaya kıyamam...
Bir krem göndermiş ki eminim çok işime yarayacak. ..
Öyle güzel renklere sahip bardak altlıkları göndermiş ki bardaklarima cok yakisacaklar...
Ve bir kuş göndermiş ki koyacak yer bulamadım koyduğum her yer kuşun güzelliğine karşın soluk kaldı.
Ve son olarak bir çerçeve göndermiş ki direk yatak odamda yerini aldi...
unutmuşum bir de papatya kokulu hikayeler kitabi vardi ki okudum bitti bilr:-)

   Çok tesekkur ederim güneş ülkesi:-)

17 Eylül 2014 Çarşamba

17 eylül

   Eylül'ün on yedisi canımın, cananımın, herşeyimin doğum günü. ...
   Ablamın...
   Hayattaki ilk öğretmenimin, rehberimin, yol arkadaşımın doğduğu gün. ..
   O bire başladığında daha dört yaşındaki bana okulda öğrendiği fişleri öğretmeye çalışır,  bilemezsem kızardı:-) Ben hiç ondan eksik kalmayım isterdi demek ki.. Bunu o kadar çok istemiş ki gelin olurken ben de yaninda gelin oldum:-)
   Ben sekize giderken daha okul başlamadan bana oyle bir ders programı hazırlamıştı ki dersaneye gidenlerden com daha iyi bir seviyede başladım.
   Ve ben üniversite sınavına hazırlanırken hamileydim ve bana en büyük cesareti yine o verdi, dersaneye gitmem için cesaretlendirdi, yeri geldi kendi dersini bırakıp benim sorularıma baktı.
   En onemlisi bu blogu açmamı da o sağladı.
   Ablam bugün ayrıyız. Sanma ki bu ayrılık baki... Bir gün gelecek yine altlı üstlü komşu olacağız inşallah.
   Canım iyi ki doğmuşun iyi ki ablam olmuşsun....
   Iyi ki en iyi arkadaşım olmuşsun. ..
   Seni çok seviyorum cümlesi benim sana sevgim karşısında anlamsiz kalır emin ol...

11 Eylül 2014 Perşembe

11 eylül

    Bugün 11 eylül malum olayların yıldönümü... Bir terör olayı ve müslümanlara karşı değişen bakışlar. .. 11 eylüldeki malum olay zamaninda çocuktum o zaman babam kanada ya gitmek istiyordu bunun için yazışmalar yapıyordu ama müslüman olduğumuz için kabul edilmemiştik. Eğer gitmiş olsaydık kim bilir şimdi ne yapıyor olurduk....
     Neyse iki gündür bi işlerle meşgulum. Sizce ben ne yapiyorum :-)

7 Eylül 2014 Pazar

zeytin ezmeli

    Yine postlarım birikti. Kızım uyumuşken biraz post yazayım diyorum.
    Bu geçen haftadan kalma misafirimize yolluk yaptım yanında limonlu kekle birlikte. Sabah kalkar kalkmaz bunlarla uğraştığım için işim bittiğinde çok açtım hemen yemeye koyuldum o arada aceleyle çekilmiş bir fotoyla idare etmek zorundasınız.:-)

Pazar kahvaltısı 2

      Bugün pazar... Yani daha doğrusu pazardı. Biz pazar günlerini ufak bir gezme ve ev temizliğiyle geçer. Ama iyi bir kahvaltı olmazsa olmazımızdır. Kahvaltıya çok şey hazırlamıyorum çok yemiyoruz ama bol sohbetli bol zevkli geçiyor kahvaltımız...
      Merak etmeyin sabah sabah kek yemiyoruz o kek kalibindakiler pankekin fırında pişmiş hali yani pankek hamurunu hazırlıyoruz tek tek pişirmek yerine fırında topluca pişiriyoruz. Hafta içinde bir blogta gördüğümde sen dedim bizim pazar soframıza gelmelisin kırmadı geldi sağolsun:-)

3 Eylül 2014 Çarşamba

düğünde ben

      Daha önce bir kaç kez bahsetmiştim almak istedigim bir kiyafet, aldigim bir kiyafet , düğünde giyecegim kıyafet diye. Bu postumda sizinle o kıyafeti paylaşacağım.
       Düğün için kıyafet bakarken fatihte muhtaroglu-erolok mağazasında tam burda da yok diye çıkarken önce rengiyle dikkatimi çekti. Ablamla baktık, beğendik, fiyatini sorduk uçuk bir fiyatti. Tüm gün dolaştık ama onun gibi bir kıyafet bulamadik gün sonunda tekrar baktık tekrar beğendik ama fiyati düşündürüyordu. Bir türlü emin olamadık bir de ablamla aynı kiyafeti begenince hangimiz alırız ikimizde alsak nasıl olur diye düşüne düşüne tam bir ay geçirdik.  En sonunda benim cananim Sümeyye sen al ben vazgeciyorum dedi. Ben de aldım.
    Kıyafetim erolok markalı tasarım bir kıyafet... Çok severek aldım düğünde de zevkle giydim. Hala fiyati içime sinmese de bu harika şey artık benim:-)
fotoğraf düğünden sonra çekildiği için etraf dağınık ve evet biliyorum yüzümü daha mantıklı bir şekilde kapatabilirdim ama bu kadar becerdim kusura bakmayın :-)

30 Ağustos 2014 Cumartesi

bir blog etkinliği

    bir blog etkinliği varmış. Katılmayı çok istedim hatta yorum da bıraktım yani ben bıraktım sanıyordum ama birakmamisim sanirim gec kaldım ama yine de duyurmak istedim morlu mutfakta sizde bakabilirsiniz

gelin çiçeği

   Bu başlık sizi sasirtmasin kendim icin yapmadim daha once bahsetmiştim arka arkaya düğünlerimiz var diye. Onlardan biri de kardeşimindi. Ve onun gelin çiçeğini ben yaptım.  Ne kadar guzel olduğu size kalmış ama biz çok beğendik.
    Ben kendi gelin çiçeğimi gelinlikçinin insafina bıraktığım için elimde salak bir çiçek taşımak zorunda kalmıştım. O yuzden kardeşime canli gelin çiçeği yaptırmasını söylüyordum ama canli çiçek solduktan sonra çok ta şık olmuyor diye de düşünüyorduk. Ben de blog yazarlığına başladıktan sonra herkesin kendi gelin çiçeğini kendi yaptığını görünce ani bir kararla senin çiçeğini be  yapıcam dedim. Dedim demesine ama çiçekleri bir türlü bulamadım,  euro flora dan alırım diye düşünmüştüm ama orası ilginç bir şekilde yaz dönemi boyunca kapalıymış. Ben tam vazgeçtim derken şu küçük gülleri kullandıklarını öğrendim kardeşim de ben bulurum o çiçekleri diyince bana da yapması düştü. Ortaya da bu görüntü çıktı:

9 Ağustos 2014 Cumartesi

SOS

     Bugün kendimi blog okumaya kaptırdım, nasıl mı
     Şöyle ki;
     bir blog gördüm çok akıcı geldi onun üşenmeyip beş altı yıllık geçmişini okudum. Sonlara doğru artık bitse diye okurken o blogun başka bir bloga verdiği linke geçtim çıkan blogu sonuna kadar okudum oradan bir başkasına derken en sonunda tum olay örgüsü gitti "ya anlamadım ben şimdi bu evlenmemiş miydi niye boşanma davası anlatıyor yoksa annesigil mi boşandı yok kendisi boşanmış iyi de çeyiz postları bu blogda değil miydi" cinsinden sorular kafamı karıştırmaya başladığı zaman önce durumu çakmadım ama sonra sorular da bulanmaya başlayınca dur Sümeyye kendine gel deyip bu işe bir son verdim. Son verdim vermesine ama hala bir  yanım haydi demiyor değil duymazdan geliyorum yoksa iş içinden çıkılmaz bir hâl alacaalacak. Hangi bloglara baktın derseniz onlar şimdilik bana kalsın yanlış anlaşılmasın baktığım blogları çok sevdim ama içerikten yukarıda bahsettiğim için adlarını vermiyorum tabi birde neye baktığımı hatırladığım gerçeği var ama olsun:-)
   Ayrıca çok sevgili yorum yapanlarım ya da sadece bu ne yazmış diye bakanlarım kaç zamandır çözemediğim bir problemim var ve yardımlarınızı bekliyorum
   Şu ki taşınırken beyaz eşyayı arçelik ten aldık bulaşık makinesi ve buzdolabının cok iyisini almadım ama çamaşır makinem ve fırınım gerçekten iyi gel gelelim iyi olmasıyla iş bitmiyor Istanbul un suyundan mıdır bilmiyorum çamaşırların lekeleri 90 derecede çıkmıyor soda kosla karbonat sirke kireç çözücü denememe rağmen persil marka deterjan kullanıyorum yumuşatıcıyı bimden alıyorum ama ne çamaşırlar güzel kokuyor ne de beyazlıyor.
Lütfen varsa bir öneriniz denemeye hazırım..
Bu yazının sonuna kadar sabretmiş arkadaşım yorum yapmadan geçme:-)

8 Ağustos 2014 Cuma

Browni

 Bugün akşam karşı koyamadığım bir çikolata krizine girdim. Ama öyle böyle değil. Ne zaman canım tatlı çikolata istese bilirim ki çikolata yemek beni kesmez. Mutfağa girip yoğun çikolatalı bir şey yapmam gerekir.
   Ne yapsam diye düşünürken aklıma defterimdeki browni tarifi geldi. Hemen malzemelerini hazırladım, yoğurdum, yuvarladım, fırına verip bir yandan da kestirmesini hazırladım.  Yarım saat sonra brownilerim yanına yaptığım kahveyle midemi boyladı. Onlardan geriye bu fotoğraf kaldı :-)

5 Ağustos 2014 Salı

kahve keyfimiz

    Uzun süredir ayrı kaldım blogumdan sürekli girip çıktım ama bir türlü paylaşım yapamadım.  Aslında sizinle paylaşmak istediğim bayram hazırlıklarım vardi ama foto cekmeye fırsat bulamadığım için kaldı maalesef:-(
    Geçmiş bayramınız kutlu olsun, biz bayramda Ankara-Konya-Ankara yaptığımız icin yoğun ve yorucuydu. Üstelik bir de kızım iki azı dişini aynı zamanda ve tam yedi gun boyunca hasta olarak çıkarınca ×7 kat zorlandım,  neyse ki geçti.  Seçimden sonra da düğünlerimiz için tekrar onbeş günlük yoğun bir döneme giricez ve yine bavullu günler başlayacak,  şimdiden onun stresini yaşıyorum.
     Ama inşallah düğünleri hayırlısı ile atlatirsak size evimi gezdirme düşüncelerim var. Takipçilerim bilir yakin zamanda buraya taşındık ve evimin oturma odası ve salonunu daha almamistik,. Bu hafta sonu oturma odasını hallettik, dönüşümüze gelirse sizlerle paylaşayım istiyorum.
      Ve yine daha önce bahsetmistim istediğim bir kıyafet vardı onu aldım o da düğünden sonra sizinle ;-)
    Son olarak asıl konumuz kahvemiz... Bunda ne var diyebilirsiniz ama biz evimizde üstelik balkonumuzda baş başa ilk defa kahve içtik dün gece sizinle paylaşmasam rahat edemezdim :-)

24 Temmuz 2014 Perşembe

iftariyelik hediyem:-)

      Merhaba uzun süredir yazmak istiyordum. Ama blog etkinliği biraz daha yukarıda dursun diye yazmıyordum. Ama hediyelerin cazibesine daha fazla dayanamadım.
    Efendim yanlış okumadınız hediyelerim iftariyelik yani iftara davet ettiğim misafirim bana cok tatli iki tablo ve  bir fiyonk boyamış.
    Ben de sizinle paylaşayım istedim.
    Sevgili Ayşenur'un  sizin için de bir şeyler boyamasını isterseniz face ve instagram dan ona ulaşabilirsiniz.

17 Temmuz 2014 Perşembe

15 Temmuz 2014 Salı

çekiliş çekiliş. ...

   Uzun süredir birkaç çekilişe katılmak istiyordum.  Şimdi katıldığım çekilişleri paylaşayım istedim.
    süslü püslü  de ki çekilişi eğer kazanirsam çok kararsız kalacağım kesin:-)






   Mutlu anne babalar blogundaki çekiliş hediyesi en cazip hediyelerden...


   soran anne blogu her kadının vazgeçilmezi ayakkabılarda indirim çekilişi yapiyor..

  Kozmetik cantasi ise blog düzenlemesi çekilişi ki bu benim gibi yeni bloggerlar icin bir avantaj...

   soslu badem ise plak canta cekilisi duzenliyor..

 Bana da ne cikarsa bahtima demek kaliyor...

14 Temmuz 2014 Pazartesi

iplerin karışmasına son!

    Sonunda uzun suredir aklımda olan bir projeyi gerçekleştirdim. Etamin iplerim bana kalsa gayet düzgün duruyordu ama kucuk cadının en buyuk zevki onları çekiştirmek ve dolayısıyla birbirine dolamak,.. Bıkar diyordum ilk başlarda sürekli yeniden yeniden sarıyordum ama ne çare... Sonuç olarak o bıkmadı ama ben bıktım. Ne yapabilirim diye bakınırken dil çubuğu ve tahta mandallara sarıldığını gördüm.  Mandallar pek mantıklı gelmedi ama dil çubuğu iyi fikirdi. Hemen eczane ve medikallere sordum ama bulamadim:-(
   Can sıkıntısı ile evde düşünürken kulak çöplerinin de pekala işe yarayacağını düşündüm ve hemen işe koyuldum daha doğrusu koyulduk. Eşim kardeşim ve ben bir gece ve bir gündüz aralıklarla sardık ta sardık. ..
     Sararken şu meşhur ikea taklidi renkli saksılara koymayı düşünüyordum ama o hem çok derindi hem de şeffaf bir şey daha çok işimi görürdü. Plastik kaymak kutularım bir ise yaramak uzere kenarda bekliyordu.
 TA TAAAM:

12 Temmuz 2014 Cumartesi

tütü etek

    Beni uzun süredir takip edenler bilir, üç ay önce kızımın dogum gününe epey hazırlanmıştım. yeni takipçilerim buradan göz atabilir.
    Yoğun istek üzerine tütü üzerine bir yazi yazayım dedim. Öncelikle belirteyim ki ben tütümü lastiğe bağlayarak yapmadım ve tek renkte değil,  beli ayarlanabilmesi de bir ayrıcalık çünkü bana öyle geliyor ki o lastiğe yapılan tütüler çocukların belini acıtır belki de acıtmaz bilmiyorum ama dedigim gibi içime sinmediği için lastik yapmadım onun yerine bebe yününden klasik üç zincir bir trabzan yaparak kizimin belinden biraz büyük dört sıra kemer ördüm. sonra alttan başlayarak bir açık bir koyu olacak sekilde tülleri bağladım,  Üstteki iki siraya alttakinin tam zitti olarak bağladım. ve en uste şifondan kemer geçirdim. Tütü hazırdı elbette ama bir tek tütü olmazdı.  Onun için önce taç yaptım kızımın bir bandına tülleri tütü yapar gibi bağlayıp hepsini ayni boyda kısacık kestim. sırta takılan kelebeklerden almıştım birde kelebekli çorap doğum günü kıyafetimiz hazırdı. Yapmak isteyenlere kolay gelsin. .

karnıyarık

    Efendiiim kabağın karnıyarığı yayınlanır da hic karnıyarığın aslı yayınlanmaz olur mu? Ben de size böyle dedirtmeyeyim istedim. Ve hiç vakit geçirmeden sizinle paylaşayım istedim.
    Kayinvalidem karnıyarık yaparken patlıcanları fritoz de kızartırdı. Biz taşınırken fritoz almadık. Tencerede kızarır diye düşünüyordum ama karnıyarık yapmaya karar verdiğimde elimde tencereme sığmayan patlıcanlar vardi. Ben de patlıcanlarımı söğürmek zorunda kaldım.  Ben of nasıl olacak diye kendimi yerken üstelik bu yemeği misafirlere nasıl koyacağım derken ve karnıyarığa sıra gelinceye kadar zaten doymuş olup hepten yemeyecekler diye üzülürken TA TAM birden aaa bu çok güzel çok hafif olmuş diyen karnıyarığı yemeye başladı.
     Tabi karnıyarığın o hâliyle hem daha kolay hem daha lezzetli olduğunu farkeden benim için de vazgeçilmez bir yemek oldu. En güzeli ise kayinpederimin -ki kendisi çok zor yemek beğenir- son gelişinde yediği karnıyarığın " hayatında yediği en güzel karnıyarık" olduğunu söylemesiydi.  Tabi ki yüzüme değil ama olsun bunu duymak bile çok özeldi.
      işin sırrını isteyenlere "bir tutam sevgi ve bolca istek" serpin lütfen. ..


kabak karnıyarık

     Blogum yemek blogu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Aslinda niyetim bu değildi ama efendim Ramazan'da bir tek yemek yapmaya enerji buluyorum.
      Başlıkta yanlış okumadınız, gercekten kabaktan karnıyarık yaptım.
Beğendik mi?
Hayır.
Niye paylaşıyorum peki?
Yapmak isteyen arkadaşım sakın yapma. Yok ben illa yapıcam seninkinden de güzel olur diyorsan da buyur yap ama önce bunlari oku:
*karnıyarık yapmak icin kabağın içini bir tek kabuk kalacak şekilde oyman lazım.  Kalın olunca yenilmiyor.
*Haydi diyelim oydun o içinden çıkan kabaklar boşa gidiyor. Ben tek parça olanları kızımın mamaları için buzluğa kaldırdım.  ama yine de küçük küçük bir sürü parça maalesef ki çöpe gidiyor.
*Yanına benim gibi cacık yapmayı da düşünme,  hiç yakışmıyor.
     Yine de ben merak ediyorum dersen görseli burada ve görsel olarak kesinlikle güzel bir yemek:-)



11 Temmuz 2014 Cuma

profiterol de yaptım

     Uzun bir aradan sonra blogumda paylasacaklarim iyice birikince dedim ki artık yazma vaktidir. kendine gel :-)
      Baştan değil de sondan başlayayım dedim. Dün iftara davetliydik. onceki gun de bir davetteydik. onceki gun giderken baklava götürdük. diger davetli de baklava getirmiş ev sahibimizde tatli yapmış.  İlginç bir durum çıktı ortaya. Dün o hataya düşmek istemedim tatlimi kendim yapayim dedim Ramazan'a en cok profiterolu uygun buldum. Sevgili hobilemece de rastlayinca ya Allah ya Bismillah deyip.
     uzun zaman once de yapardım. Ama bir süre sonra artık zor gelmeye başlamıştı.  Meğer tarif değiştirmek gerekiyormuş ara ara. Cok kolay yaptım. Hediye götüreceğim tepsiye dizdim. Tüllere sardım.  Bence çok tatlı bir hediye oldu. Tarifim burada. Bu tariften 20 tane çıkıyor.

1 Temmuz 2014 Salı

saray helvası

   Ramazan'ın ilk üç gününü kazasız belasız atlattık. O zaman otuzu da böyle buluruz diyelim:-)
   Ben ramazan listemi oluştururken helva yapmaya niyetlendim. Ve ne zamandır denemek istediğim saray helvası yapmaya karar verdim ve yaptim yaparken tadına bakmamak için kendimi gercekten çok zor tuttum. Yemeklerin kenarından tirtiklamaya o kadar alışmışım ki Ramazan'ın en çok bu yönü vurdu beni.
    Çok zevk alarak yaptım tarifimde süperdi ben yarim ölçü yaptım.  Orucun verdiği eli açıklıkla o son yarim bardak şekeri eklemeseydim eminim tadı daha da yeri de olacaktı.
    Unutmadan tarifim burada.




29 Haziran 2014 Pazar

iftar sahur menulerim 1

     Artık ramazan geldi, hoşgeldi. Mübarek olsun inşallah. Blog aleminde herkes menüleri önceden yayınladı. Ben de herkese fikir olması için önceden hazırlamayı düşündüm. Ama yoğunluktan  fırsat bulamadım.
     Ilk gun sahurda erişte yaptim ki tok tutmakta birebir bizim için Ramazan'ın vazgeçilmezi. Yanina da benim vazgeçilmezim olan ballı pankek yaptım.
      Ilk iftarimiza domates çorbası, yaprak sarma-yoğurt ve keskul...
      Bugun sahura omlet ve tereyağlı baharatlı patates...
      Bugün de kesme corba, fasulye-cacık ve elma tatlısı....
      Aslinda bol fotolu bir post hazirlarim diyordum ama malum ramazan hali hazirladiklarim fotograflanmaya kalmadan bitiyor :-)
      Hayirli ramazanlar....

28 Haziran 2014 Cumartesi

ev gezmesine giderken

   Bugün bloguma bir girdim daha önce bahsettiğim sorundan eser kalmamış,  onun mutluluguyla kim ne yapmis soyle bir bakti  yorumlarimi da daha sonra ince ince inceleyip eklemeyi düşünüyorum.  Blog actiktan sonra beni en cok mutlu eden sey yorumlar oldu. O yuzden yorum yapmayi seviyorum......
     Diye baslamisim gecen aksam. Bir bahaneyle başından kalktım ve bir daha oturamadim. Yaziya baslama amacım misafirlige götürdüğüm hediyelerimdi. Gttigim yerlere ufak tefekte olsa bir şeyler götürmeyi seviyorum. Ozellikle el emeği bir hediye hazırladımsa cok mutlu oluyorum.
         Daha once burada yayinladigim kapı süsünü allayip pulladim. Yanına birde evin Nisa sı icin fotograf cercevesi hazırladım. Zaten çok harika bir pasta yapmıştım. Gerçi tadına bakıncaya kadar boyle düşünmüyordum ama olsun.
      Pandispanya nın tarifini buradan, kremamin tarifi de buradan tarifler süperdi.  Arasi Muzlu üstü kirazli ve bitter cikolata rendeli, kenarlari ise rulokatli pastam hazir pastalara bin basardı. Sadece kremasini bie dahaki sefer 4 bardak sutle yapsam daha kıvamlı olur diye düşünüyorum.
        Evin sahibi de bize guzel bir tabak hazırlamış yaprak sarmalari harikaydı.  Zaten daha once de sarmalarindan yemiş ve hayran kalmıştım.  Ellerine sağlık Ayşe abla diyorum:-)





24 Haziran 2014 Salı

tarçınlı mum

       Gece gece kafayi mi yedim? Hayir tabi ki yemedim ama yarın akşam bir çay ziyaretimiz var ve ev sahibi geçen yaz bizi cok guzel agirlamisti. Ben de onun icin tarçın çerçeveli mum yaptım.  Paketlemelere gecmeden paylaşayım istedim.


23 Haziran 2014 Pazartesi

pankek yaptım!!

      Pazar kahvaltilarinin dedikodusu hep pazartesiye kalıyor ama olsun bu pankeklerin dedikodusu kaç gün sonraya kalsa da anlatmaya doyamam. Sizden sakli sakli her pazar pankek denemesi yapıyordum ama pankek demeye bin şahit ister. Olsun biz yine de yedik o pankekleri güç bela yedik ama sonunda tutturdum. Bu sefer ne bakmaya doyduk ne de yemeye...
     Tarifi de şurada. Dediğim gibi cogu blogun pankek tarifini denedim ama bu tam tuttu. Teşekkürlerimi sunuyorum:-)






21 Haziran 2014 Cumartesi

kutu yenileme

      Ben yine sizinleyim arka arkaya post girmenin verdiği alışkanlıkla ikinci postumu giriyorum. Aslinda bu kutuları yenileyeli uzun zaman olmuştu. Ama bir türlü paylaşamamıştım. Tasindiktan sonra ayakkabiliga yerlesen ayakkabilarimin kutuları uzun süre boş durduktan sonra nihayet bu yapışkan kağıtlarla buluştu. Içinde bulundukları televizyonluk ise icine ne koyacagimi bir türlü bulamadigim icin bir turlu sevemedigim televizyonluk. Simdi benim hobi malzelerimi barindirdigi için çoook seviyorum:-)


kutularım ve kokum:-)

      Önceki yazımda da bahsetmiştim yoğun günler geçiriyorum. Bloga girip çıkıyorum ne var ne yok bakıyorum daha doğrusu nedense bakamıyorum çünkü nedense sayfamda sadece son paylaşılan yazıyı görüyorum kim ne paylaşmış haberim olmuyor.  Bu sorunu nasil aşacağımı da bilmiyorum:-(
       Ablamı bugün uğurladım ama o kadar da buruk değilim çünkü küçük kardeşim bayrama kadar yanımda. Ablam buradayken beraber gorumcemin düğünü icin kıyafet baktık açıkçası kıyafet almanin bu kadar zor olacagini hic düşünmemiştim. Gerçi bir kiyafet begendim ama bakalım artık... Eğer ki alırsam fotoğrafını direk sizinle paylasirim ama ben sizinle dondurma yemek icin oturduğumuz şirin mekandan aldigimiz kutuyu paylaşayım diyorum:
 Yukarida gordugunuz uc kutudan buyuk kalp seklindeki kirmizi kutuyu ablam icinde cok sik bir tulbentle beraber kandil hediyesi olarak vermisti. Gümüş kutu ise dogum hediyem olan tektasin kutusuydu. Aldığım da notalı olan...
  Yine ablam buradayken aldigim oda kokusunu da sizlere sunuyorum:


11 Haziran 2014 Çarşamba

sessiz çığlık

    Bugün de bunaliyordu. Bugün de kendini hiç zannetmisti. Kalabalığın ortasında bağırıyor ama sesini kimseye duyuramiyordu. Takati kalmamisti artik gücü tükeniyor o boşluğa bir adım daha yaklaşıyordu.
     Artık uçurumun kenarindaydi biliyordu.. Goremiyordu ama düşmeye başlarsa dönüşü olmadığını hissediyordu. Tutunmaya karar verdi ama tutunacak dal bulamiyordu. Tutmaya calistigi tum dallar elinde kaliyordu. Sesizce beklemeye karar verdiginde de yardimina gelen olmamisti, simdi de kimse gelmiyordu.  Umutsuz gozlrle etrafina bakiniyor onu gorecek birini arıyordu.  Baktı,  bakti, bakti... demek sonum boyle olacakti dedi.
      Aslinda yapmak istedigi cok sey vardi onu bu hale geten neydi? Nasil olmustu da kendini burada bulmustu? Gozunde canlanan gecmisten bir parcaydi: birileri onun hayati hakkinda cok buyuk kararlar aliyordu ve o kenarda izliyordu. Bunu sonra baska birilerinin onun adina verdigi baska kararlar izledi. O hep izliyordu, birileri karar veriyor o yapiyordu. Artik kendine ait fikirleri yoktu. Onune sunulan hayati yasiyordu(!) Cok nadir bir fikir attiginda ise bir şekilde susturuluyordu. Ona artik bir firsat sunulmasi gerektiğini kimse düşünmüyordu. O an farketti ki aslinda o çoktan o uçuruma düşmeye başlamıştı.  Sadece dibe vuracagi günü bekliyordu.  Belki de dibe vurmak kurtuluştu onun icin...

9 Haziran 2014 Pazartesi

meyveli kup

   Birkaç gündür yazamadım bloga girip bakacak vaktim vardi ama  yazmak icin daha sakin zamanlari tercih ediyorum. Düne kadar Ankara'daydik. Şimdi Konya'dayiz kizimla beraber. Artik o kadar cok şehirler arasi geziyoruz ki dengemiz şaştı desem yeri. Hop Istanbul'dayiz, hop Ankara'da , hop Konya' da ama artik bu hizli hayat beni yormaya basladi. Giderken kardesimi de yanimda gotureyim diyorum. Hazir okullar tatil olmusken biraz bana arkadas olsun
     Ben evinden dolabindan tatlisi eksik olmayanlardan değilim, birkac gun arka arkaya tatli yemesemde aramam ama geçenlerde bu durumu abartmisim akşam yemeğini yerken canımızın tatli istediğini farkettik hemen ne yapabilirim diye dusundum ve cupcake yaparken yarilarini kullandigim toz santilerle meyve kupumuzu hazirladim. Bardaklar buzluga koydum çünkü  meyve kuplarimizi dolapta sogutacak zaman yoktu. Santiyi cirptim meyveleri dogradim ve bir sira santi bir sira meyve olacak sekilde koydum meyve kupumuz hazirdi hem bizim tatlı ihtyacimizi karsiladi hemde tadina bayildik...

8 Haziran 2014 Pazar

pembe peride cekilis var

   Ben uzun suredir anahtarlik boyamayi dusunuyordum. pembe peri'nin sayfasindaki cekilisi gorunce boylesi de fena olmaz dedim. Ikincinin de hediye aldigi guzel bir cekilis benim gönlüm anahtarliktan yana, bakalim:-)

2 Haziran 2014 Pazartesi

365 gunluk mutluluk

    Bugün ben çok mutluydum ve vakit geçirmeden sizinle paylaşayım istedim. Geçen gün sevgili 365 gunluk'un hediye ettiği ayraclardan istemiştim. Bugün de ayraclarim cok guzel bir notla beraber geldi.  Cok cici ayraclarim huzurunuzda:

hediyelik kutular

   Uzun suredir evimizin azcik asagisinda bulunan tuhafiyeden bahsetmeyi düşünüyordum.  Normalde tuhafiyelerde aradigim seylerin birini bulsam birini bulamam. Ama bu tuhafiyede gercekten ne ararsam var ve oyle absurt fiyatlari yok gayet uygun bir yer. Oraya girdigimde kanavicelerim icin muline ip ariyordum. her markanin muline ipligi, renk renk keceler, cesit cesit kurdaleler, tuller neler neler... kendimi kaybettim resmen iceride
     Neyse efendim size asil bahsetmek istedigim on yillik arkadasima ilk defa dogum gunu hediyesi gonderecegim onun heyecani var uzerimde blog actigimdan beri herke birbirlerine hediyeler gonderiyor cekilisler falan ben neden gondermeyeyim ki dedim ama tabi bir de bir gonderme bahanesi ve gonderecek kisi aradim. Betul on yillik arkadasim dostum her dogum gununu mutlaka kutlarim ama simdiye kadar hic dogum gunu hediyesi almisligim yoktu. Bu da arkadasligimizin da blogumunda ilk hediyesi olacak.
    Aslinda canta yapmayi dusundum ama o kadar vaktim yoktu. Biraz gec akil ettim cunku.keceyle baska neler yapabilirim derken sevgili elizim de rastladigim bu sirin kutulardan yapmaya karar verdim. Siz de yapmak veya yapilisina goz atmak isterseniz buraya tiklayabilirsiniz.
      Cok kolaylikla yaptigim kutularin uzerini susledim, notumu yazdim, lavanta kesesi ve bir kac deniz kabugu ekledim ve eski tabletimin kutusunu yapiskanli kagitla kaplayip icine yerlestirdim. Gule gule git guzel hediyem..
 
Bunlar cok sevgili kecelerim:
hediye kutularim:
kutunun icindeki gorunumu:

1 Haziran 2014 Pazar

kahvaltimiz

      Simdiye kadar hic kahvalti paylasmadim. Biz kahvaltilarimizi ortaya peynir zeytin koyarak yemeyi uzun sure once biraktik. Cok cok duran peynir zeytin hic istah acici durmuyordu. Dogal olarak zaten uyku sersemi oldugumuzdan basinda oturup oturup kalkiyorduk. Ayni kahvaltiliklari dolaptan cikar dolaba koy dolaptan cikar .... Buna dur demenin yolunu ayri ayri tabak hazirlamakta buldum. Biraz peynir biraz zeytin recel yesillik domates salatalik pazar gunleri ek olarak en fazla iki cesit hazirlanir ve kesin kural ''o tabak bitecek!'' Bu kahvaltida ek olarak birde yagda yumurta vardi ve bu bizi bayagi bayagi tok tutuyor ve iste karsinizda o kahvalti:

kahveli dondurma

   Ve simdi de kahveli dondurmami yaptim. Daha tadina bakmadim ama ben eminim tadindan. Aslinda ben gelato dondurmasini cok seviyorum. Onu yedikten sonra bizim maras dondurmasindan da roma dondurmasindan da daha cok sevdim. Ama gelato dondurmasi cok cabuk eriyen bir dondurma  ve biz daha bizim eve yakin bir gelato dondurmasi yapan birini bulamadik ve gecen sene sadece bir kac deneme yaptigim dondurmalar bu sene bas tacimiz olacaga benziyor. Bu dondurmayi granül kahveyle degil turk kahvesiyle yaptim ki bu kahvenin agziniza gelmesi demek ve bu da ayri bir lezzet demek ben dondurmami daha fazla bekletmeyim size de fotografimi sunayim...
 

27 Mayıs 2014 Salı

limonlu puding

    Bugünlük son postumu da girip kaçıyorum. Gündüz komşum geleceğim dediğinde hemen ne yapsam diye pembe tatlar'a baktım ve bu pudingi yapmaya karar verdim. Pembe tatlar blogundaki tarifleri gerçekten beğeniyorum ve denediğimde bir sıkıntı olmuyor teşekkür ediyorum ona=)
    Puding güzel oldu ama ben nişastalı pudingleri pek beğenmiyorum unlu pudingleri tercih ederim. Ama beğenenler için gerçekten çok güzel..
    Daha önce de limonu çok sevdiğimi yazmıştım yine söylüyorum limona ve limonlu tatlılara bayılıyorum.

   fotoğrafı yine beceremedim ama kusura bakmayın lütfen

çilekli dondurma

 Sanırım arka arkaya post girmek bende alışkanlık oldu. Ve karşınızda dondurmam daha önce çilekli dondurma yaptığımdan bahsetmiştim ama bu sene daha yeni yaptım. Vakit kaybetmeden yayınlayayım dedim. Dondurmamın tarifi çok basit krema yoğurt çilek ve şekerden oluşuyor. Bunu dondurma olarak yedikten sonra dışarıda yediklerinize dondurma demeyeceğinizden emin olabilirsiniz:




reyhan şerbeti

   uzun bir aradan sonra ben de geldim. Benim elimde yazmaya varmadı. Şehitlerimize Allah'tan rahmet kalanlarına başsağlığı diliyorum.
   Ve şimdi geçen sefer yaptığımda bana kalmayan ve bloğumdan haberdar olan tek arkadaşımın da istemesiyle yeniden yapmakta olduğum süt reçelimin kokusuyla beraber yazıyorum :-)
   Dün pazarda gezerken bu yılın ilk reyhanını gördüm ve benden kaçar mı? Hemen aldım eve gidince de şerbetimi hazırladım.
  Şerbetimi hazırlaması çok kolay ve bu gün tanıştığım komşum da tattı onayladı=)
   Bu da yapım aşamaları:








22 Mayıs 2014 Perşembe

blog kardeşliği

  sayın nebihan akça nın daha önce gördüğüm bir ekinliğine katıldığını duyuruyorum.  
  Peki niye daha önce gördümde şimdi katılıyorum çünküü önceden 50 takipçi zorunluluğu vardı ve bu benim gibi daha bu alemde yeni olanlar için zorlayan bir şarttı. Şimdi ise o şart kalkmış çok sevindim tekrar göz atmak isterseniz sizi şööyle alalım=)




13 Mayıs 2014 Salı

süt reçeli yaptımm

     Ben de yaptım. Ben de neden daha önce yapmadım dedim.
     Pişen sütün kokusu bana hep köyü hatırlatır, aslında ömrüm boyunca köyde durduğum süre üç ay ancaktır. Ama insan etkisinden bir ömür kurtulamıyor demek ki...
     neyse efendimmm dün niyetlendim ve az önce yaptım. Aslında evdeki pastörize sütten yapmayı planlıyordum ama sabah şööyle bir araştırınca taze sütten daha iyi olacağı falan yazıyordu ben de sütümü ısmarladım ve başladım süt reçeli ile bulabildiğim her şeyi okumaya...
    Zormuş, uzun sürermiş, şöyleymiş, böyleymiş ama hepsine değermiş.
    Ben 2 litre sütle yapayım dedim. malum az çıkıyormuş 2 litre sütü pişirdim akşam gelince ama pişen sütü unuttum yani herkesin süt reçeli yaparken taşırdığı sütü ben pişirirken taşırdım. Ama olsun ocağı temizledim sütü tekrar ölçtüm 1700 ml kalmış sütüm olsundu şekerimi ona göre ayrladım. Kayn ayınca karbonatımı ekledim o arada bulaşık yıkadım çamaşır serdim kızımla oynadım çay demledim girdim çıktım karıştırdım. Ne dibi tuttu ne de pütürlü oldu. Zor kategorisindeydi ama ben hiç zorlanmadım kıvamlandıkça heyecanlandım, tadına baktım, hiç  süre de tutmadım.
     Efendiim fazla sıkmadan fotolarımı paylaşayım yalnız fotoları yan yana yerleştirmeyi bilmiyorum bu konuda yardımcı olursanız sevinirim.

öncelikle derin tencere kullandım-ki iyi ki kullanmışım hiç taşmadı:


bu yapım aşamam:



 ve piştikten sonraki hali ve kıvamı:
 bu gördüğünüz tabak çekimden hemen sonra tarafımdan temizlenmiştir=)

ve bu kadar çıktı bilmek isteyenler için: