20 Mayıs 2015 Çarşamba

yeni bir alana yönelsem

    Merhaba
     Neredeyse bir buçuk senedir blog yazıyorum, daha çok okuyorum. Kabul ediyorum en sevilmeyen okuyucu tipiyim:-) Zira yorum yapmıyorum pek. Bunun içindir ki çok bilinmeyen bir bloğum var. Bazı bazı yazılarım yorum alır. Ben o yorumları ince ince incelerim her harfine sevinirim:-)
     İki yaşında bir kızım olması sebebiyle anne bebek bloglarının müdavimiyim. Gebelik günlüğü, doğum hikayesi, meme serüveni hepsini ilgiyle takip ediyorum. Hani anneler doğum hikayelerini anlatmaya bayılırlar ya acı da olsa tatlı da olsa. Benim de anlatmaya bayıldığım bir doğum hikayem var. Tanıdığım herkesin darısı benim başıma dediği türden hem de:-)  Bu hikayemi çok bilinen bir anne bebek bloğunda paylaşmak istedim. Ama bilmiyorum blog sahibi hikayemi beğenmedi. Ya da tarzımı beğenmedi, belki yoğunluktan fırsat bulamadı. Sonuçta hikayem hâlâ yayınlanmadı. Ama benim içimde şimdi kendi bloğumda hikayemi yayınlamak, kızımı anlatmak bloğumu anne bebek bloğu yapmal isteği var. Çok az sayıdaki sevgili okuyucularım ne dersiniz yapsam mı?

3 Nisan 2015 Cuma

paskalya çöreği

   Biz okula giderken annem dönüşümüze mutlaka birşeyler hazırlardı. En bi sevdiğim ise bizim tabirimizle örmeli pastaydı:-)  Bayılırak yerdik.
   Dr. Oetker in reklamlarında görüyor ne zamandır niyetleniyorsum yapmaya kısmet bugüne imiş. Okuldan dönen bir çocuğum yok ama ders çalışan bir ben varım kendime yapıp kızımla beraber afiyetle yedik.:-)

16 Mart 2015 Pazartesi

kız kardeşlere özel:-)

   Merhaba blogum;
   Kızkardeşim Fatıma artık mutfağı merak etmeye başladığında ona bir tarif defteri hazırlamıştım. Kendi denediğim tam tutan tariflerden oluşan. Arkasına mutfak tüyoları yazmıştım. Nasıl da uğraşmıştım, özenmiştim ince ince... Kız kardeşi veya ablası olmayanları çatlatmıştı bu defter. Böyle bir hediyeye hayır demeyeceğini ima eden çok kişi olmuştu etrafımda ama bu sadece küçük kız kardeşlere özel bir hediyeydi:-) Uzun zamandır paylaşmak istiyordum bu güne kısmetmiş. O da çok beğenmiş çok mutlu olmuştu zaten. Böyle bir ablaya sahip olmanın çok özel birşey olduğunu söylemişti. Eğer ablaysanız bilirsiniz zaten bu iltifatın değerini. Şimdi daha da büyüdü Fatıma, o defterinde sanırım büyümesi gerek, bir defter daha hazırlayayım en iyisi ben. Daha genç kızımsı.. Hmm aklımdan müthiş bir şeyler geçiyor. Yapar yapmaz size göstereyim ben.

15 Mart 2015 Pazar

bakmaya doyma salatası

Merhaba blogum;
Evet hâlâ kayınvalidemin yaptıklarını paylaşıyorum bu salata da ona ait. Kahvaltılara, günlere, yemeklere değişik değişik salata hazırlamaya bayılır kendisi. Ve gerçekten artık salata konusunda kendini aştığını söylemem gerek. Bu da yine onun yaptığı ve fotoğraflanan ama sonra arşivde unutulan bir salata. Bir gün bu salatalara yaklaşırsa salatalarım bil ki ey blog ben olmuşum:-)

14 Mart 2015 Cumartesi

Eski günlerden bir GÜN

   Yok yok, hatıralarımı anlatacak kadar yaşlanmadım daha. Bildiğimiz altın gününden bahsediyorum. Ben hâlâ kayın ailemle beraber otururken ağırladığımız bir günden. Uğruna serçe parmağımı şehit verdiğim bir günden (tüm sakarlığımla parmağımın üzerine bir kavanoz reçeli kırdım hem reçel gitti hem parmağım, kötümser olmayayım hâlâ yerinde duruyor parmağım ama hareket etmiyor o günden beri)
   Neler hazırlamışız bakalım
rafeello kurabiye
kereviz salatası
patlıcan salatası
çikolatalı hurmalar
yaprak sarma
börek
masada gördüklerim bunlar gerisini hatırlayamıyorum ne yazık. Fotoğraflar olmasa bi süre sonra yaşadığımız çoğu şeyi unutacağız herhalde.

13 Mart 2015 Cuma

bir klasiktir kısır

   Merhaba;
   Bu kadar post girmişim bu bloga ama hiç kısır yok. Bu kadar severken ve bu kadar yerken üstelik. Arşivlerimi aradım taradımm hiç kısır fotoğrafı da çekmemişim üstelik. Ne ayıp. Blog açmayı düşünmediğim zamanların birinde gaza gelip çektiğim bu fotoğraf dışında. Konya'dayken arkadaşlarıma yapmıştım ben bu kısırı. Bilmem belki de annem yapmıştı. Ama annem bunu tercih etmez genelde. Hatırlayamadım yine de paylaşmak istedim işte.

12 Mart 2015 Perşembe

Güllaç

   Merhaba;
   Biliyorum Ramazan ayında değiliz. Ve bu fotoğrafta Ramazan'da çekilmedi. Yoksa siz güllacı sadece Ramazan'da yiyenlerden misiniz? Bu güllaç bir gün için kayınvalidemin elinden çıkmış ve servis edilmeyi beklemek üzere yer aldığı konsolun üzerinde objektiflerimize yakalanmış.:-)

11 Mart 2015 Çarşamba

Ayşe'nin ilk doğum günü

   Ben bir sütanneyim. Gururla başımı kaldırarak ve göğsümü gererek söylüyorum bunu. İyi ki yapmışım yine olsa yine yaparım. Ve doğum gününü kutlafığımız bu kızın sütannesiyim. Bu fotoğraflar çekildiğinde daha değildim. Ben o zaman daha üç günlük çiçeği burnunda bir anneydim. Aslında bu güne özel çok güzel videolar çekmiştik ve yapılan herşey orada daha netti. Ama buraya içinde hepimizin bulunduğu o videoyu koymasam daha doğru olur diye düşünüyorum.
yaprak sarması
kuruyemiş
börek
Umma'dan şeker hamurlu kurabiyeler
el yapımı simitler
tabi ki doğum günü pastası
ve hatırlayamadığım bir sürü bir şeyler:-)

10 Mart 2015 Salı

yemeğin temeli

    Nedir yemeğin temeli? Ayşenur yenge ye göre yağ, soğan, salça:-) Sanırım ben de bu fotoğrafı çekerken onu düşündüm ama ne muhteşem bir görüntü değil mi? Kavrulmuş soğanın görünmezliği, domatesim ve kırmızı biberin kırmızılığı ve yeşil biberle ettikleri dans. Bu da buralarda dursun istedim.

9 Mart 2015 Pazartesi

Doğum sepeti:-)

    Merhaba blogum;
    Tuhaf bir başlık oldu farkındayım. Ama oku beni anlayacaksın. Evet dün demiştim ya picassa'yı kurcaladım diye. Buna da rastladım ve hayatımda böyle değerli bir hediyeyi seninle paylaşmasam duramazdım. Evet, bu sepetin de mimarı Umma.  Ne çok bahseder olduk Umma'dan bu aralar.
    Bu sepeti bana doğum yapmadan önce hazırlamış ve doğumdan önce getirmişti. Benden bir yıl önce doğum yapmış olmanın avantajıyla kullandığı ve memnun kaldığı her şeyden bana da almış güzel bir sepet hazırlamış. Ve bir de bezden pasta:-) Ve evet, bezden pastayı da ilk defa o zaman gördüm. Ne cahilmişim:-)
hepsini de kullanmışım. İyi ki varsın be Umma'm...

Bu sepetimiz:

Bu bez pastamız
ve Umma'm...sepetin içindekilerin ayrıntılı hali

8 Mart 2015 Pazar

Umma'nın kapkekleri

    Merhaba blogum;
    Bu kapkekler yapılalı üç sene falan oluyor aslında. Bugün picassa'yı kurcalarken bulum. Bu çok tatlı şeyleri ablam misafirleri için yapmıştı. O zaman hamileydi ve yanılmıyorsam finalleri de vardı. Ama öyle güzel bir sofra hazırlamış ki iyi ki fotoğrafını çekmiş dedim. Bu kapkeklerin kekleri de çok özeldi öyle bildiğimiz kek değildi. Keki özel olan kapkekin kreması hiç kremşanti olur mu:-) Onun için de özel uğraşmıştı. Şimdi tariflerini bulamayacak olabilirim ama tadı hâlâ damağımda. Benim de ilk kapkek yeme deneyimim olduğu için mi bilmem muhteşem gelmişti bana..
    Ve evet ısrarla KAPKEK. Tabi ki doğrusunu bliyorum ama bana böyle doğru geliyor.
    Aslında Umma'nın bu ilk kapkek macerasıydı. Daha süper kapkeklerde yaptığını yiyenlerin hayran kaldığını da duydum. Tadına da baktım. Evet üşenmemiş, Ankara'dan buraya kapkek göndermiş. Ama ne yazık fotoğrafları yok bende. Eh bulursam paylaşayım seninle de...
   Bu rüya gibi kapkekleri gururla sunuyorum:-)



7 Mart 2015 Cumartesi

özür dilerim kızım

   Merhaba blogum;
   Bugün karmakarışığım. Aslında uzun süredir öyleyim ama yazma cesaretini yeni buldum sanırım ya da bundan öte bir karışıklık olamayacağını düşündüğümden sana yazmaya karar verdim.
   Kızım, canım;
   Cinsel tacizin, vahşetin, ölümün, yaraların olduğu bu dünyayı sana nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Günlerdir araştırıyorum, okuyorum, seni nasıl bilinçlendireceğimi düşünüyorum. Babanla tartışıyoruz bunu. Sen daha iki yaşında bile değilsin ama biz bunları düşünüyoruz, şimdiden önlem almaya çalışıyoruz. Ne yazık yavrum bunu yapmak zorundayız. Dünya kötü annecim. Keşke karnımda kalabilseydin diyorum bunları düşününce.
   Vardığım sonuç şu;
    eğer sen herhangi birine herhangi bir sebepten gitmek istemezsen sana asla ''Aaa, niye gitmiyorsun kucağına demeyeceğiz.'' Sen birinden hoşlanmıyorsan, hoşlanmıyorsundur bu kadar.
    Kimseden bir şey almamayı öğreteceğim sana
    Ve annen baban teyzen amcan gibi çok yakınların haricinde kimseye güvenmemeyi öğreteceğim sana
    Sana karşı şeffaf olacağız ki sen de bize karşı şeffaf olabil, başından geçen iyi kötü her şeyi anlatabil...
    Çığlık atmaktan korkma.
    Bunlar annecim benim kendi çapımda araştırdıklarımın sonucunda ulaştıklarım.
    Ne yazık annecim bunları yazarken boğazıma bir yumruk oturuyor. Sen dışarıda gördüğün herkesi severken, herkese öpücük atan, el sallayan bir çocukken benim sana öğretmek istediklerime bak. Sen bu kadar dışarıya açıkken ben bunları yaparsam asosyal olacaksın resmen. Oysa ben insanlara barışık ol istiyorum annecim. Biri seni sevince sen de onunla iletişime geç istiyorum. Büyüdüğün zaman karşılık gözetmeden sırf çocuk olduğun için sana yapılan ikramları hatırlayıp mutlu ol istiyorum annecim. İnsanlara güven istiyorum annecim güven olmazsa hayatımızda ne anlamı var ki onca şeyin. Karşılaştığın her insandan şüphe etmek zorunda olma istiyorum kuzucum. Paranoyak olma istiyorum yavrum. Tamam içlerinde en mantıklısı şeffaflık. Ona diyeceğim yok. Ama ben senin cadı biri olmanı da istemem belki tepki çekebilir bu ama ben hanım hanımcık ol isterim, ne yazık asla bunu da istememem gerekiyor. Eğer sana hanım hanımcıklığı gösterirsem çığlık atmayı unutursun. Bu yapmak zorunda olduğum her şeyden utanıyorum annecim ama sen güvende ol diye buna mecburum anla beni...
 

6 Mart 2015 Cuma

ev şehriyesi çorbası

   Merhaba blogum;
   Başlıktaki karmaşadan anlaşıldığı üzere çorbanın adını ben uydurdum. Aslında bildiğimiz şehriye çorbası. Ama biz ev yapımı ince erişteden yapıyoruz.  Çorbalık diyoruz ama başka bir adı varsa da ben bilmiyorum.
   Hmm aslında çorbayı çok sevdik. Hatta itiraf ediyorum uzun zamandır bu kadar güzel çorba yapmamıştım.
   Ve çorbanın içinde bulunduğu güzelliğe gelince o da canımdan hediye. Evet evet Umma'dan bahsediyorum.  Bu gelişinde bana bu şirin kupayı almış. Çok beğendim tabi ki ama blogger dürtülerim sayesinde ilk söylediğim şey ben bununla çorba yapar paylaşırım oldu. Allah'tan Umma alıştı bu hallerime:-)

Fotpğrafı bir türlü istediğim gibi çekemedim ben üzerinden dumanlar çıkan bir resim hayal etmiçtim ama:-(

5 Mart 2015 Perşembe

çarpı işi 3

   Merhaba;
   Geçen gün dedim ya çarpı işi iştahım kabardı diye hala ne yapacağıma karar vermiş değilim. Ama önceden işlediğim ve ne yapacağımı bilemediğim çarpı işlerimden birini buldum. Çok severek işlediğim bir modeldi. Zaten şablonu görür görmez renklerine karar vermiştim. Ortaya süper bir şey çıktı ama ben hala ne yapacağımı bilmiyorum.  Belki bana bir fikir vermek istersin?
    Bu şablonum işlemek isteyenler için

 

4 Mart 2015 Çarşamba

kemalpaşa tatlısı

    Merhaba blogum;
    Kemalpaşa tatlısı yaptım. Ne ilginç bir adı var, neye binaen bu ad konuldu merak ettim. Ne ilginç tatlıdır kemalpaşa... Benim gibi yurt geçmişi olanlar iyi bilirler aslında çok karşılaşılan hatta bıktıran bir tatlıdır. Yemekhanede kemalpaşa görünce bıkan çok kişiyizdir. Yurtta bıktığımdan şimdiye kadar hiç yememiştim ama evde nereden geldiğini bilmediğim bir paket kemalpaşa bana göz kırpıp duruyordu. Aslında bisküvili pasta yapmaya niyetlenmiş ben sütün yetmeyeceğini anlayınca bu paketin vaktinin geldiğini anladım. Yapması çok kolaymış yurt yemekhanelerinde bu kadar sık piştiğine şaşmamak lazım. Muhallebiyle ikram edenler var biliyorum ama ben o kadar tatlının ağır geleceğini düşünüyorum. Aslında dondurmayla ikram etmeye çok niyetlendim ama mevsim şartlarından ondan da vazgeçtim:-)

3 Mart 2015 Salı

muzlu magnolya puding

    Arka arkaya düzenli yayın yapıyorum bu aralar maşallah bana:-) Seviyorum bloğum seni benim için sosyal paylaşım sitelerinden daha değerlisin bir türlü alışamıyorum sanırım o sitelere.
    Bu pudingi labne peyniriyle yapılan tariflerin biriyle yapmıştım. Ama ben burçak bisküvi yerine kulak memesinden daha yumuşak yaptığım için dağılıveren bir kurabiyeyi ufalayarak kullandım. Magnolya puding yapmayı seviyorum. Hangi tarifle yaparsam yapayım tutuveren bir tatlı. Eşimde bisküvili pudingleri sevince sık sık yapmak düşüyor bana:-)


2 Mart 2015 Pazartesi

çarpı işi aşkına

    Merhaba;
    Çarpı işi aşkımdan bahsetmiştim daha önce. Evet, bu çarpı işi halamla ortak zevkimiz. Kız halaya... lafını doğrularcasına.. Gerçi onun sabrına hayranım ben kısa sürecek projeleri seviyorum şimdilik. Ve evimizin yakınındaki ''bizim tuhafiye''den de bahsetmiştim daha önce. Perşembe günü hava güzeldi,  kızımla yürüyüş yaptık, tuhafiyeye de şöööyle bir uğrayalım dedik. Ben ne ara elli liralık ip ve kumaş aldım onu anlayamadım bir türlü bu kadar az çarpı işi işlerken üstelik. Tamam netten bir sürü şablon bulduğum doğru ama işlemek mi.... Kızımdan, kendimden ve derslerimden fırsat bulsam işleyeceğim ama.... Bir de kızımın ve süt kızımın odalarına örtü takımı yapmayı planlıyorum ama hala emin olamadım nasıl bir şey yapacağıma, aslında daha önce karar verip bir şablon indirmiştim ama tablet resetlenince uçtu o da ve şimdi ulaşamıyorum bir türlü. Neyse düşüneyim biraz daha..

1 Mart 2015 Pazar

pazar kahvaltısı 3

   İki hafta önce ablamlar vardı bizde. Beraber vakit geçirmeyi çok sevdiğimizi zaten bizi tanıyan herkes bilir. Dolu dolu iki gün ve gecenin ardından pazar günü dinlenme moduna aldık kendimizi. Geç başkayan günümüz benim önceki gün beyaz köşkte yaptığımız kahvaltıyla yarışacak bir masa hazırlama iddiam sonucunda bu masayla şereflendi:-)
     Masada pazlıcan ezmesinin kaşar ce teryağıyla sotelenmiş hali-ki buna faruk abi bayıldı-
     Kızarmış hellim peyniri -peynirleri Ayşe ye cips diye yedirttiğimiz doğrudur-
     Tel, örgü, dil, tulum ve beyaz peynirimiz
     Bal-Kaymak ikilimiz
     Eşimin inceecik doğradığı pastırmalar
     Ve kızımın gözdesi zeytinler vardı.
     Çaydanlık örtüsünü English Home'den almıştım ve kesinlikle süper kullanışlı bir örtü:-)
   

9 Şubat 2015 Pazartesi

güveçte kumpir

   Yok ben bu gidişle garanti yemek blogcu olucam:-) Sanırım biraz çabuk sıkılıyorum ve elişlerinde kolay kolay sebat edemiyorum. Daha önce bahsetmiştim sanırım eşimin dayısının eşi rus. On beş senedir burada, öğrendiği herşeyi yurdum teyzelerinden öğrenmiş şimdi onlara örgü örüyor:-) Ama nasıl örmek... Mesela bize geliyor oturuyoruz hoşgeldin diyoruz nasılsın derken çıkıyor o örgü araya yemek, çay, meyve giriyor ama o örgü elden bırakılmıyor taa ki güle güle deyinceye kadar..Biz onlara gitsek te aynı çay demlemeye kalkıyor belki iki dakika sonra yeniden kalkması gerekiyor ama o iki dakika için bile o örgüyü eline alıyor hayranıyım kendisinin..  Ben yapamıyorum arkadaş öyle bi elime alıyorum bırakmamacasına yapıyorum sonra Allah bilir ne zaman elime geçiyor. Hal böyle olunca da blogum mecburen yemek bloğu oluyor:-)
   Neyse gel gelelim benim ev usülü kumpire.Biz kumpiri çok severiz özellikle  hamileyken haftada iki defa AOÇ nin kumpirlerinden isterdim:-) gece yarılarında çok kumpir yemişliğim vardı. Ben kumpiri karışık sevmem zeytin mısır bol kaşar tereyağı azıcık kornişon turşu bu kadar... Hal böyle olunca da ben bunu evde yaparım muhabbeti dönmeye başladı. Ben de araştırdım ve buldum sonunda patateslerimi haşlıyorum sıcakken üç su bardağı kaşar ve iki üç kaşık tereyağıyla eziyorum güveçlere koyuyorum ortasını biraz oyup mısır koyuyorum üzerini kapatacak kadar kaşar serpip fırına veriyorum kaşarlar eriyince çıkarıp zeytin ve turşuyu üzerine ekliyorum ve bu kadaar:-)
     Cumartesi akşam misafirim vardı onlara ikram etmek etmek için hazırladım konuşmaya dalınca biraz kaşarlarım kızarmış:-)

21 Ocak 2015 Çarşamba

elmalı turta

    Merhaba yeni yılda bu kadar geç post yazdığım için kendimden utanıyorum. Ama gerçekten çok geçerli bahanem vardı. Eh, öğrencilik hayatım henüz sonlanmadığı için finallerim vardı. Bu hafta sonu da açıköğretim sınavlarım var aslında ve benim paso ders çalışmam gerekiyor ama ben artık fena halde yorulmuş ve dikkatim dağılmış haldeyim.
   Bugün canım fena halde elmalı turta çekti. Şöyle bir baktım ve bana en kolay gelen tarifi seçtim -ki yapması kısa sürsün bir an önce yiyeyim-
    Aslında pişer pişmez fotoğrafını çekmeyi planlıyordum ama tabağa alır almaz kenarlarından tırtıklamaya başladım elmalı turtamın haliyle çekmeye de fırsatım olmadı.
    Ben de akşam çayımızın yanında yer alan bu muhteşem dilimin fotoğrafını çektim.